smalllog1.gif (3825 bytes)

dergibuton.gif (9283 bytes)

Abone olmak için

İMKB DERGİSİ

Yıl.2 Sayı.7-8 Temmuz/Ağustos/Eylül/Ekim/Kasım/Aralık 1998

Konular

  • Global Sermaye Piyasaları
  • İMKB Piyasa İstatistikleri
  • Kitap Tanıtımı
  • İMKB Yayın Listesi

 

 

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda Satılan Hisse Senetlerinin Alış-Satış Fiyat Aralığı ve Belirleyicileri
Zeynep Önder& Z. Nuray Güner

Özet
Bu çalışma, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasındaki (İMKB) hisse senetlerinin alış ve satış fiyat aralığı ve bu aralığı belirleyici faktörleri incelemektedir. Araştırmada Haziran 1996- Mayıs 1997 tarihleri arasında 198 hisse senedine ait veriler analiz edilmektedir. Türkiye'deki aracı kurum komisyonları ile karşılaştırıldığında, oransal alış-satış fiyat aralığının, işlem maliyetinin önemli bir kısmını oluşturduğu söylenebilir. İMKB’de piyasa düzenleyicisi olmamasına rağmen, fiyat aralığının işlem hacmi ve piyasa değeri grupları arasında piyasa düzenleyicilerinin bulunduğu borsalardakine benzer şekilde değiştiği görülmektedir. İşlem hacmi ölçekleri ve oransal fiyat farkı arasında ters bir ilişki vardır. Ayrıca ikinci seansdaki fiyat aralığı birinci seansdaki fiyat aralığından istatistiksel olarak daha yüksektir. İkinci seans sonunda görülen ve birinci seans sonuna göre daha yüksek olan alış-satış fiyat farkının gün sonunda kapanışa doğru işlem talebinin esneksizliği ve bilgiye dayalı işlem (information-related trading) miktarının artması ile açıklanabilir.

 

 

Seçilmiş Borsa Endeks Getirileri Arasındaki Koentegrasyon İlişkileri Üzerine Bir Araştırma
N. Kamuran Malatyalı

Özet
Bu çalışma, Ocak 1986-Haziran 1997 dönemi boyunca seçilmiş önemli menkul kıymet borsa getirileri arasındaki aynı yöndeki hareketlerin (comovements) varlığını araştırmaktadır. Çalışmanın temel bulguları, gelişmiş ülke borsa endeksleri arasında sadece İngiltere ve ABD arasında uzun dönemli bir ilişkinin olduğu; Meksika ve Filipinler borsa endekslerinin, değişik bölgeleri ve gelişmişlik düzeylerini yansıtan bazı ülkelerin borsa endeksleriyle ortak hareket göstermeleri nedeniyle “pivot” rolü oynadıkları; Latin Borsaları ve Uzak Doğu Borsaları arasında aynı bölgede yeralan borsaların getirilerinin ko-entegre bir davranış sergilerken aynı durumun Türkiye ve Yunanistan Menkul Kıymet Borsaları arasında bulunmadığı; Japon Menkul Kıymet Borsasından elde edilen sonuçların, bu borsanın uluslararası yatırımcılar için risk minimizasyonu (hedging) amacıyla kullanıldığının bir göstergesi olabileceğidir. Bu çalışmanın önemi, İMKB’nin çok sayıdaki borsa ile arasındaki uzun dönemli getiri ilişkisini literatürde son dönemde önerilen bir yöntem olan Dinamik En Küçük Kareler Yöntemi (Dynamic Ordinary Least Squares) uygulayarak araştırmasından gelmektedir.

 

 

Sosyal Güvenlik Sistemlerinde Belirlenmiş Katkı Modeli: Tanım, Teori ve Bir Türkiye Uygulaması
Metin R. Ercan & Deniz R. Gökçe

Özet
Bu inceleme, Türkiye'nin sosyal ve ekonomik parametreleri ışığında sayısal bir uygulama yardımı ile mevcut durumda yaşanan sosyal güvenlik krizinin aslında yaşanması gerekmediğini göstermek amacıyla yapılmış bir ön çalışmadır. Türkiye'deki sosyal güvenlik sistemleri belirlenmiş emeklilik ödemeleri sistemine (defined benefit) dayanmakta, sosyal güvenlik sistemi reform taslaklarında ise çoklu alternatifli sistemler önerilmekte (multipillar systems) ve bu sistemlerin içinde de genelde belirlenmiş katkı (defined contribution) türü bir alternatifin bulunması tavsiye edilmektedir. Bu çalışmada belirlenmiş katkı türü bir modelin ana çatısı esas alınmış ve Türkiye parametreleri ortamında aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır. Birincisi, emeklilik sigorta sistemleri emeklilik yaşından son derece etkilenmektedir. İkincisi, emeklilik ödemeleri çalışanların katkılarının ne şekilde nemalandırıldığına da son derece bağlıdır. Üçüncüsü, ülkemizin bugünkü parametrelerinde, belirlenmiş katkı sistemi uygulanması halinde, çalışanlara makul emeklilik ödemeleri yapılabilmesi mümkündür.  

 

 

Özel Emeklilik Reformu, Hisse Senetleri Piyasası, Sermaye Oluşumu ve Ekonomik Büyüme: Dünya Bankası’nın Önerilerine Eleştirel Bir Yaklaşım
Ajit Singh

Özet
Gelir düzeyleri farklı birçok ülkedeki emeklilik sistemlerine köklü değişimler getiren Dünya Bankası, mevcut dağıtım sisteminin tamamen fonlanmış, zorunlu, özel emeklilik sistemlerine dönüşmesi gerektiğini savunmaktadır. Banka tarafından önerilen sistemde; emeklilerin yaşam standartlarının iyileşeceği ve tasarruflarda artışın sermaye oluşumunu hızlandırarak ekonomik gelişime itici güç oluşturacağı öne sürülmektedir. Bu çalışma, önerilen reformları farklı boyutlarda değerlendirerek, Banka'nın oluşturduğu tezlerde, temel faktörler arasındaki ilişkinin tek taraflı olarak ele alındığı sonucuna varmaktadır. Bu bağlamda, önerilen reformun, eski sistemi koruyamadığı gibi, ekonomik büyümeyi de hızlandıramayacağı öngörülmektedir.

 

 

Emeklilik Reformlarının Sermaye Piyasalarına Etkileri
Hans J. Blommestein

Özet
Fonlama sistemlerine yöneliş ve buna bağlı olarak emeklilik fonlarının finansal varlıklarındaki büyüme, emeklilik geliri sağlayan sistemlerin finans piyasalarına etkilerinin önem kazanmasına yol açmıştır. Fonlanmış emeklilik aylıkları sektöründeki artış, sofistike bir finans piyasası altyapısı gerektirmektedir. Oysa, genellikle toplumun yaşlanmasından kaynaklanan mali problemlerden dolayı daha çok kamusal sosyal güvenlik sistemlerinin reformuna odaklanan birçok ülkede emeklilik varlıklarının finans piyasası açısından taşıdığı öneme yeterince dikkat sarfedilmemektedir. Bu çalışma, emeklilik fonu varlıklarındaki hızlı büyümeden kaynaklanan finansal politika olanakları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ele alınan temel konular; (1) demografik gelişmelerin önceden-fonlama sisteminin ön plana çıkmasında oynadığı rol, (2) emeklilik fonlarının öneminin artmasının makroekonomi ve uluslararası fon hareketleri üzerindeki etkileri ve (3) önceden-fonlanmış sistemlerden sağlanan emekli aylığına diğer gelir kaynaklarına daha fazla bağımlı hale gelen emekliler üzerindeki sonuçlarıdır. Bu olumsuzluklara karşı, politikayı belirleyecek konumda bulunanlar için şu seçeneklerin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir: Hükümetlerin kendilerini yükümlülüklerini karşılama kabiliyeti kalmayan sosyal sigorta kurumlarını “tasfiye etme” durumunda bulma olasılığı, fonların yatırım politikalarına ilişkin mevzuatın düzenlenme şekli ve risk yönetimi ile risk muhasebesinin şekli. Bunlara ilave olarak, özel emeklilik programlarına daha fazla ağırlık verilmesi, yasal mevzuatın uygunluğunun da değerlendirilmesini gündeme getirmektedir. Diğer taraftan, güçlü bir özel emeklilik sisteminin gelişebilmesi için, bu fonların finansal durumunun gözetimini yapacak etkin bir denetim sistemi kurmanın gerekliliği kaçınılmazdır. Son olarak, emeklilik fonlarında biriken ve finansal piyasalarda yatırıma yöneltilecek olan büyük miktardaki tasarrufların finansal piyasalar açısından taşıdığı önem, finans alanında karar-alıcı konumunda bulunan kişilerin, emeklilik gelirinin sağlanmasında rol alan emeklilik fonu ve diğer kurumların alım-satım ve yatırım stratejileri hakkında bilgi sahibi olmalarını gerektirmektedir.

 

 

Özel Emeklilik Sistemlerinin Türkiye’de Uygulanabilirliği ve Borsa İlişkileri
Mahir Fisunoğlu

Özet
Sosyal güvenlik sistemi son yıllarda Hükümet tarafından finanse edilen en pahalı programlardan birisi olmuştur. Gerçekten de 1992 yılından beri artan oranlarda olmak üzere Hazine desteği kaçınılmaz olmuştur. Bu destek 1995 bütçe açığının yüzde 25’ini, 1996 ve 1997 yıllarında yüzde 35’ini oluşturmuştur. Bu miktarlar, Hükümet yatırım harcamaları ile aynı miktarlara ulaşmıştır. Bu artan açıklara rağmen, sosyal güvenlik sistemi yetersiz ve düşük kaliteli hizmetler sağlayabilmektedir. Ne sistemden yararlananlar, ne de hükümetler, durumdan memnun değildirler. Bu açıkların gelecekte de artacağı yolunda tahminler vardır: Sistem bu şekli ile devam ederse, (yüzde 21,5 prim oranı ile Sosyal Sigortalar Kurumu- SSK-, yüzde 35 prim oranı ile Emekli Sandığı ve yüzde 20 prim oranı ile Bağkur), bu üç kurumun toplam açıkları, 1995 yılı fiyatları ile, 2000 yılında gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 2,7’si, 2005 yılında yüzde 3,45’i, 2010 yılında yüzde 4,31’i, 2020 yılında yüzde 5,58’i, 2030 yılında yüzde 6,98’i ve 2050 yılında yüzde 10’u olacaktır. Bu çalışmada üç konu işlenecektir: i) Türkiye’deki emeklilik sistemlerinin incelenmesi; ii) Şili’de uygulanan özel emeklilik sisteminin incelenmesi, ve iii) Emeklilik sisteminin tamamen ya da kısmi özelleştirmesi de dahil reform önerilerinin incelenmesi, Türkiye’deki gelir dağılımı sorunları nedeni ile özel emeklilik sisteminin karşılaşacağı güçlükler ve kısmi bir özelleştirme sonucu Borsa’ya aktarılacak kaynakların hesaplanması. Türkiye’de sosyal güvenlik kavramı neredeyse emeklilikle eş değer anlamda alınmaktadır. Özellikle son bir kaç yıldır çeşitli dar boğazlarla karşılaşan sistemin, bu dar boğazlara niçin girdiği tartışılmaktadır. Burada da, sorunlar tartışılacak, Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından yapılıp Mart 1996 tarihinde yayınlanan “Sosyal Güvenlik ve Sağlık Reform Projesi” ile TÜSİAD tarafından yayınlanan “Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeniden Yapılanma: Sorunlar, Reform İhtiyacı, Çözüm Önerileri” (İstanbul, Ekim 1997) incelenip eleştirilecek ve bu iki raporun bazı bulguları kullanılarak yeni bir model önerilecektir. Özellikle, bu iki raporun göz ardı ettiği gelir dağılımı etkisi üzerinde durulacaktır.

 

 

Vergilendirme Rejiminin Özel Emeklilik Fonlarının Gelişimi Üzerindeki Etkisi: Sermaye Piyasası’na Yansımalar
Çağatay Ergenekon

Özet
Gelişmiş ülkelerin büyük bölümünde özel emeklilik fonları başlıca kurumsal yatırımcılardan birini oluşturmaktadır. Emeklilik tasarruflarına vergi teşvikleri sağlayan ülkeler, ekonomilerinin büyüklüğüne oranla en geniş boyutta emeklilik fonu varlığına sahip olanlardır. Bu ülkelerde, tamamen ya da kısmen fonlanmış, özel sektör tarafından yönetilen emeklilik fonları, yaşlılık döneminde emekli aylığı sağlama temel işlevinin yanısıra; sermaye piyasasında “piyasa oluşturucu” rol oynamakta, özelleştirme sürecinde talep cephesini güçlendirmekte, işgücünün mobilizasyonunu kolaylaştırmakta ve demografik değişimin bütçe üzerindeki yükünü hafifletmektedir. Burada, emeklilik tasarruflarının tabi olduğu vergilendirme rejimi, fonların boyutları, fonksiyonları, yasal altyapı ve yatırım alanları üzerinde belirleyici olmaktadır. Vergilendirme rejimi, ayrıca, yerel finans piyasalarının geliştirilmesi, finansal yeniliklerin teşvik edilmesi, ve gerekli hallerde piyasa ekonomisi kurallarının yerleştirilmesi gibi amaçlar için de faydalı bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu çalışma, tasarrufların özel emeklilik fonlarına yönelmesini sağlamayan bir vergi rejiminin, fon birikiminin gelişmesini önlediği gibi bu fonların sermaye piyasası ve ekonomi üzerinde yapabileceği olumlu etkileri de engelleyeceği hususuna dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, özel emeklilik fonlarının kendilerinden beklenen fonksiyonları icra edebilecek boyutlara ulaşabilmesi için, emeklilik primlerinin ve yatırım gelirlerinin vergiden muaf tutulup, vergilendirmenin sadece emekli aylıkları üzerinden yapılması önerilmektedir. Bu bulgular ışığında, dağıtım esaslı sosyal güvenlik sisteminin sürdürülmesinde sorunlarla karşılaşan ve özel emeklilik fonlarını “gönüllü” katılım esasına göre kurmak isteyen ülkelerin, vergilendirme rejiminin dizaynı konusuna azami öncelik vermeleri önerilmektedir.

dergibuton.gif (9283 bytes)

 

Ana Sayfa İçerik Bizi Arayın

Telif Hakkı ve Çekince İhbarı Bildirimi 1997 İstanbul Menkul Kıymetler Borsası